Can Suyu
CAN SUYU
Toprak siyaha kesmişti, kahverengiye ve sarıya. Takır takır kurumuş, çatşamıştı, bir damla suya hasret. Hasretten çatlamış ikiye ayrılmıştı toprak, bir karıştı çatlakların boyu; koca bir karış. Toprak suya hasret, su toprağa hasret, aylar ayları, yıllar yılları kovaladı. Mevsimler geldi geçti. Ama bir damla su düşmedi toprağa. Öyle ki, toprağın ağlamaya bile bir damla suyu yoktu. Göz pınarları kurudu, çatladı. Gözleri toprak doldu. Sonra bir gün, bir gün, bir tohum düştü toprağa. Yere iki kere, üç kere vurdu, ardı arkasınca. Toprak kulak kesilip, sessizlik kesilip, bu sesi dinledi. Yılların sessizliğini bozan bir sesti bu. tohum tak, tak, tak dedi. Yuvarlandı, yuvarlandı bir çatlağın içine düştü. Oysa ki toprak suyu bekliyordu. Bu da ne ki, diye düşündü, benliğindeki tohumu bilmeksizin.
Gözyaşı yüklü bulutlar geliyor işte.
Rüzgarın olanca esintisiyle.
Serin mi serin bir rüzgar ve yağmur kokusu havada.
Gözyaşı yüklü bulutlar geliyor.
Sevgiliye kavuşmaya,
Ona kucak açmaya,
Sarıp sarmalamaya, yaraları sarmaya.
Bir damla su, bir damla nimet,
Sevgiyle yoğrulmuş toprakla buluşmaya,
Rüzgar kovalıyor bulutları
Rüzgar kovalıyor
Rüzgar...
Sonra bir damla su düştü toprağa. Bir damla, bir damla daha. Gökyüzü ağlıyordu, iki hasretin kavuşmasına, iki canın birleşmesine. Toprak doyana kadar ağladı gökyüzü. Çatlaklar kapandı, toprak kabardı, bire bin vermeye hazır oldu. Anladı toprak, su candır, can sudur, can suyu budur. Yağmurdan sonra yine bir sessizlik çöktü yeryüzüne. Kulak kesildi toprak, bir cana hasret, ses duyabilir miyim diye. Kulak kesildi, nefesini tuttu ve dinledi. 'Çıt', diye bir ses duydu. Kulaklarına inanamadı. Yağmur dinmişti, sessizlik kol geziyordu ama 'çıt' diye bir ses duydu. Bir can, ses verdi. Tohum filizlendi. Gün ışığına çıkmalıydı. Gün ışığına çıkmalıydı ki serpilip büyüsün. Gün ışığına çıkmalıydı ki nefes alabilsin. Filiz, önce bir taşa çarptı. Ümitsizlendi. 'geçebilir miyim bunu' dedi. Toprak cesaretlendirdi onu. 'Hadi' dedi 'Hadi, sen benim canımsın, canımın içinde cansın. Hadi'. Filiz tohumundan güç alıp daha bir güçlü ittirdi taşı. Taş dayanamadı, yan yattı. Filiz geçmesine geçmişti taşı ama yorulmuştu. Çok güç harcamıştı. Bir soluklandı. Bir daha yüklendi. Ve, ve, işte yumuşak toprağa ulaştı. Canına ulaştı işte. Bundan sonrası kolaydı artık, bir gün, bilemedin iki günde gün ışığına kavuşabilirdi. Toprak neşelendi, neşesinden yeşerdi. Yeşerdikçe neşelendi. Toprak canlanmaya filiz güçlenmeye başladı. Gün ışığına çıktı filiz. Güneşi gördü ona yöneldi, akşam oldu hüzünlendi, boynunu büktü. Güneş tekrar çıktı, tekrar ona yöneldi. Böylece günler günleri kovaladı.
Bir tohum bütün toprağa can verdi. Can böyle yaratıldı. Hayat böyle başladı.
Bir tohum bütün toprağa can verdi. Can böyle yaratıldı. Hayat böyle başladı.




