Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Can Evin Blogudur

2 tane "bakara" etiketli yazı bulundu "bakara" tagli diger ogeler resimler, videolar

Kur'an Okuyalım

KUR'AN OKUYALIM
 
Gençler, bugünkü Arap dünyasına bakıp, Batı dünyasınında etkisinde kalarak islam dininin ruhundan uzaklaşıyor. Türkiye'de dinin siyaset ve propaganda malzemesi olarak kullanılması da bu uzaklaşmaya hizmet ediyor. Neden gençlerimizi Kur'an okumaya teşvik etmiyoruz. Gençler, neden Kur'an okumuyorsunuz? O, Allah'ın insanlara seslendiği ilahi bir mucize. Hani derler ya, 'Bu devirde hala mucizelere mi inanıyorsun?' diye. Evet inanıyorum. Bu dünyada hala tertemiz ve tüm güzelliğiyle elimizin altında duran Kur'an-ı Kerim mucizesine inanıyorum. Kur'an'ı elinize alıp ilk sayfadan ilk satırı okusanız, inanın bir daha bırakamazsınız. İlk sayfa, ilk satır ve ilk kelime... Evet, okumaya başladın işte... Farkında mısın karşında yüce Rabb'in var şu anda. Sana sesleniyor, anlatıyor. Bugüne kadar insanlığın başından geçenleri, insanların nankörlüklerini, hatalarını anlatıyor ve 'hiç düşünmüyor musunuz?' diyor sana... Öyle bir heyecan ve mutluluk ki... Sen fani bir yaratılan, O, seni Yaratan... Ellerinin arasında bir mucize var, allah'ın tüm insanlığa armağanı Kitab'ımız var. Aç, oku, korkma... Okudukça göreceksin ki, hiçbir şey blmiyormuşsun. Din diye öğretmişler birşeyler ama Kur'an'ı okutmayı unutmuşlar. Onlar unutmuşlar ama suçu kimsede arama, kendinde ara. Allah2ın seninle konuştuğu, sana birşeyler anlattığı bir Kitap var ve sen daha açıp onu okumamışsın bile. Ne acı, ne yazık, ne korkunç değil mi? Kur'an'da 2006'da deprem olacağına dair şifre varmış dendiğinde ya da Kur'an'ın mucizeleriyle ilgili bir kitap çıktığında heyecanlanıp ilgileniyorsun ama Allah'ın bize bizi, yapmamız gerekenleri anlattığı Kitab'ı tozlu raflara terk ediyorsun. Ne büyük gaflet, ne büyük dalalet... Belki evinde Türkçe bir Kur'an bile yok... Bu ilgisizlik, bu kayıtsızlık gerçekten çok üzücü... Yapman gereken tek şey Kitab'ımızı okumak, anlamak, Allah'ın bizden ne istediğini öğrenmek. İşte o zaman büyük bir huzur duyacaksın. Artık boşluk yok, hayatı savrulan bir yaptak gibi yaşamak yok. Bilgiyle ve imanla aydınlanmış bir yürek var artık... Arap dünyasıymış, batılıymış, gericiymiş, şuymuş, buymuş, hibirinin önemi kalmadı... Artık şuradan buradan duyduklarından değil, hem de ilk elden okuduklarından öğrendin dinini, peygamberini...
Bakara Suresi 2, İşte sana o Kitap! Kuşku/ çelişme/ tutarsızlık yok onda. Bir kılavuzdur o, sakınanlar için.

Yunus Suresi 37, Bu Kur'an, Allah'ın berisinden birilerince yalan isnatlarla oluşturulmuş değildir. O, kendinden öncekinin tasdiki ve Kitap'ın ayrıntılı kılınmasıdır. Kuşku ve çelişme yoktur onda. Âlemlerin Rabbi'ndendir o.

Hicr Suresi 1, Elif, Lâm, Râ. İşte sana o Kitap'ın ve açık anlatımlı Kur'an'ın ayetleri.

İsra suresi 41, Biz, gerçeği, Kur'an'da türlü biçimlerde ifade ettik ki, düşünüp anlayabilsinler. Fakat bu onların sadece kaçışlarını artırıyor.

Kehf Suresi 54, Yemin olsun, biz, bu Kur'an'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.

Rum Suresi 58, Yemin olsun ki, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü örneği verdik...

Zümer Suresi 27, Yemin olsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türden örnekler verdik ki düşünüp öğüt alabilsinler.

Duhan Suresi 58, Belki onlar öğüt alıp-düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.

Kaf Suresi 45, ...O halde, benim tehdidimden korkanlara sadece Kur'an'la öğüt ver.

Kalem Suresi 52, Oysaki o Zikir/Kur'an âlemler için bir öğütten başka şey değildir.

En'am Suresi 114, Allah size Kitap'ı ayrıntılı kılınmış bir halde indirmişken, Allah'ın dışında bir hakem mi arayayım? ...

En'am Suresi 126, ...Biz öğüt alan bir topluluğa ayetleri ayrıntılı bir biçimde açıkladık.

A'raf Suresi 174, Biz, ayetleri işte bu şekilde ayrıntılı kılıyoruz ki, hakka dönebilsinler.

Nahl Suresi 89, ...Sana bu Kitap'ı indirdik ki herşey için ayrıntılı bir açıklayıcı, bir kılavuz, bir rahmet, Müslümanlara da bir müjde olsun.

En'am Suresi 38 ,Biz bu Kitap'ta, herhangi birşeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık.

Kamer Suresi 17, 22, 32, 40, Yemin olsun ki, biz, Kur'an'ı öğüt ve ibret için kolaylaştırdık. Fakat düşünen mi var?!

Ali İmran Suresi 138. Ayet, ''Bu, insanlara bir açıklama, korunup sakınanlara da bir öğüt ve kılavuzdur.''

A'raf Surei 2. Ayet, ''Bir kitaptır bu; sana indirildi, onunla uyarıda bulunasın diye ve inananlar için bir öğüt ve düşündürme olarak...

Yunus Suresi 57. Ayet, ''Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa, inananlara bir kılavuz ve bir rahmet geldi.''

Ta-Ha Suresi 3. Ayet, ''Saygıyla ürperene bir hatırlatma/düşündürme/öğüt verme olsun diye indirdik.''

Nur Suresi 34. Ayet, ''Yemin olsun ki, size, gerçeği açık-seçik anlatan ayetler, sizden önce gelip geçmiş olanlardan örnekler, korunanlar için de bir öğüt indirdik.''




Irak Savaşı

IRAK SAVAŞI

 

                            Bir gece vakti Amerikan askerleri kapınızı yumruklamaya başlıyor. Ne olduğunuzu şaşırıyor korkuyorsunuz. Çocukları divanın altına saklamaya çalışyorsunuz hanımla birlikte. Bir şey olursa anneleri yanında olsun istiyorsunuz. Kapı yumruklanmaya devam ediyor şiddeti artarak. Ya birşey olursa diyorsunuz. Bana bir şey olursa çocuklar ne yapar? Çocuklara bir şey olursa ben yaparım? Bütün kan beyninize hücum ediyor. Yumrukların yerini tekmeler alıyor sonra. Kapı açılmadıkça kuduruyor kapıdakiler, ağızlarında salyalarıyla. Karşı mı koymalıyım, kapıyı mı açmalıyım diyorsunuz bir o yana bir bu yana giderken. tam kapıya yöneldiğiniz sırada tekmeler kırıyor kapınızı. İçeri hücum ediyor askerler. Ardı arkası kesilmiyor girenin, kum gibi giriyorlar merdivenleri çıkarak. Mıh gibi çakılmışsınız yerinize. O anı, o ilk karşılaşma anını bekliyorsunuz. Sesler gittikçe yaklaşıyor uğultulu, anlamadığınız dilden. Tam 'çocuklar' dediğiniz sırada, emir cümlesi olduğunu anladığınız bir bağırma hissediyorsunuz kulaklarınızda ve bakanı kör eden bir ışık gözlerinizde. Sırtınızda bir dipçik dürtüyor sizi, serde erkeklik var, direniyorsunuz önce. Ama bir darbe ki tarifi imkansız, bir darbe ki ta içine işleyen insanın, ince ince. Yanağınız yerde, boynunuzda asker postalı, korkudan ve çaresizlikten sinmiş bir halde kızınızı oğlunuzu görüyorsunuz divanın altında. Umut vermek için onlara, boynunuzda asker postalıyla iki yana sallıyorsunuz başınızı mümkün olduğunca, korkmayın diyerek. Önce kızınız gülüyor size, sonra oğlunuz. Hanımın gözleri telaşlı bir atmaca. Kızınızın gözlerindeki tebessüm yüzüne yayılıyor. Oğlunuz şaşkın. Askerler yok artık. Yok artık kulakları tırmalayan emir cümleli o berbat dil. Yalnzca bir saniye sürüyor. Bir saniyelik mutluluk, bir saniyelik cesaret. Bir asker eli divanı çekip fırlatıyor bir kenara, çocukların ve hanımın üzerinden. Boynunuzdaki ayak bir kez daha basıyor boynunuza, ilk seferinden daha acımasızca. Hanım kanatları altına alıyor çocukları. Bari diyorsunuz onlar kurtulsa. Ve yine bir asker alıp götürüyor çocukları merdivenlaerden aşağı. Yerdeki tozu solurken, çocuklar diye mırıldanıyorsunuz, hanımın çığlıkları arasında. Sonra dört el silah sesi duyuluyor, dört kahpe kurşun fırlıyor namludan, hedeflerine kilitlenmiş. 'Çocuklar mı, hanım mı, ben mi?' diye düşünüyorsunuz o an içiniz telaşlı çekilir, elleriniz titrerken. Rahatlama geliyor kaslarınıza ve bir uyku yatağa çağıran. Gözlerinizi kapamadan önce bir an, yalnızca bir an, pencerenin önünde havalanan iki beyaz güvercin takılıyor gözlerinize. 'Neyse çocuklar da kurtuldu' diyorsunuz, uykunun ağırlığı ile kapanan gözlerinizin arasından.

                        Peki yaptıkları bu zulüm yanlarına kar mı kalacak?


                             Kur'an'ı Kerim Bakara Suresi 11-18. ayetler:

''Onlara 'yeryüzünde bozgun çıkarmayın' dendiğinde, 'Tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz!' demişlerdir.

Dikkat edin, gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.

Onlara 'insanların inandığı gibi siz de inanın dendiğinde, 'Yani biz de kafası çalışmayan zavallılar gibi inanalım mı' derler. Haberiniz olsun ki kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.

Bunlar iman etmiş olanlarla yüzyüze geldiklerinde, 'İman ettik' derler. Kendi şeytanlarıyla halvet olduklarında ise söyledikleri şudur: 'Hiç kuşkunuz olmasın, biz sizinleyiz. Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz.

Allah onlarla alay ediyor ve onları, kendi azgınlıkları içinde bocalar bir halde sürüklüyor.

İşte bunlar, doğruluk ve atdınlığı verip karanlık ve sapıklığı satın aldılar da ticaretleri hiçbir kazanç sağlamadı. Bir yol yordama girebilmiş de değillerdir.

Onların durumu şu kişinin durumuna benzer: bir ateş tutuşturmak istedi. Ateş, çevresindekileri aydınlattığında, Allah nların ışığını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler.

Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar artık dönmezler.'